İnsanlık tarihindeki iki büyük adımdan birisi göçebe düzenden yerleşik düzene geçilmesidir. Yerleşik hayata başlayan toplumlar yalnızca tüketici olarak yaşamakla yetinmeyip üretmeye başlamış, yaşamı kolaylaştırarak kültürel, bilimsel ve sosyal alanda kendini geliştirme fırsatı bulmuştur.

Mobilya, insanoğlunun hayatını kolaylaştırmak için doğayı değiştirmeye ve maddeyi şekillendirmeye başladığı ilk andan, yani binlerce yıldan beri insanlığın vazgeçilmezi. Mobilya modern insanlık tarihinin başından bu yana vazgeçilmemiş üstüne üstlük daha da sahiplenilmiş, kullanımı artmış, hayatın olmazsa olmaz objeleri haline gelmiş nadir birkaç şeyden birisi.

Eski çağlarda çoğunlukla hükümdarların, kralların ve firavunların sahip olabildiği hayatı kolaylaştıran ve rahatlaştıran bu nesneler artık her insanın evinde olmazsa olmaz temel taşı, hatta bir evi ev yapan, onu yaşanabilir kılan tek ve en önemli şey. İlk zamanlarında yalnızca fonksiyonelliği düşünülerek üretilen mobilyalar kullanıldığı topluluğun yaşadığı kültürden, sanat akımlarından, sanat anlayışından bilinçli ya da bilinçsiz olarak oldukça fazla etkilenmiştir. Çağında yaşayan sanatkarlardan ve hükümdarlardan etkilenmiş zanaatkarların elinden çıkan mobilyalar, kimi zaman firavunların tanrısallığını desteklemiş, kimi zaman şatoların zenginliğini kanıtlamıştır. Hatta yakın çağa kadar mobilyalar fonksiyonelliği üzerine çok düşünülmeden, sadece ihtişam ve gösteriş için tasarlanmıştır.

İnsanlık tarihinin ikinci büyük adımı sanayi devrimidir. Hayatı kolaylaştıran icatların, makinelerin sayısındaki artış kaçınılmaz olarak sanayi devrimini başlatmıştır. Üretici insan hızla hayatını her alanda daha verimli ve fonksiyonel hale getirmeye başlamış, bunun yanında rahatlık da vazgeçilmez bir unsur olmuştur. İşte bu noktada hepimizin hayatında büyük yere sahip mobilyalar modern dünyanın ihtiyaçlarını karşılayabilecek hale gelmeye başlamıştır. Bizim ihtiyaçlarımız doğrultusunda mühendis dokunuşlarıyla ve toplumumuzun minimalizme doğru ilerleyen sanat anlayışıyla yeniden şekillenen modern mobilyalar ortaya çıkmıştır. Artık mobilya yalnızca üzerine oturulacak bir sandalye, çalışılacak veya yemek yenilecek bir masa, yatılacak bir yatak değil, hayatımızı kolaylaştıran, bir çok yan işlevi olan, modern dünyada kullandığımız her şey gibi işlevselliği ve tasarımı zirveye çıkmış konforlu araçlar haline gelmiştir.

Sanat ve bilimin iş birliğiyle ortaya çıkan bilgiler bize renklerin ve şekillerin yalnızca gördüğümüz etkisiz şeyler olmadığını, ruh halimizi direkt olarak etkileyen, bizi dinlendiren, neşelendiren, huzur veren ya da tam tersini yapabilen etmenler olduğunu öğretiyor. Modern mobilyalar bilimin ve sanatın bu öğretilerini temel alıp, teknolojiden en iyi şekilde faydalanarak fonksiyonel, dayanıklı, konforlu ve sanat harikası ürünler olarak evlerimizi gerçek anlamıyla 'keyifli bir yaşam alanı' haline getiriyor.

Modern mobilyalarımız artık sadece tek bir işlevi yerine getirmekle kalmıyor, elimizi attığımız her yerde bize kolaylık sağlıyor, sırtımızı yasladığımız her anda günün tüm stresini ve yorgunluğunu içimizden söküp alıyor.

Teknolojinin inanılmaz hızlı gelişimiyle, leke tutmaz kumaşlar, çizilmez boyalar, iz bırakmayan kaplamalar, dayanıklı ahşaplar, vücut şeklimizi alabilen, serin ya da sıcak tutabilen dolgu malzemeleri hatta negatif enerjiyi vücudumuzdan uzaklaştıran ve stresimizi azaltan teknolojileriyle, yıllara ve her tür dış etmene meydan okuyabilen kaliteleri ve sağlamlıklarıyla artık mobilyalar sadece evi kullanılır kılan şeyler değil, hayattan aldığımız keyfi ve huzuru arttıran, yaşamayı kolaylaştıran en önemli ihtiyaçlarımızın başında geliyor.